Ana içeriğe atla

Londra’dan Gelen Ses

 

Gecenin karanlığındaki bir odada,

Sessizce oturuyorum.

Karşımda aydınlıklar bilgesi,

Yanlarımda müziklerin hecesi,

Elim elime kavuşuyor.

Sonra yavaşça beyaz masama dokunuyor.

Masam elimi hızlıca ve yavaşça kesiyor.

Akan siyah kanım sıçrıyor her yere.

Diyorum kendi kendime,

Ben elsiz mi kaldım?

Olur mu öyle şey!

İnsan yabancısız kalır mı bu Fransız dünyada.

Yavaştan kulaklarım çıkıyor yerlerinden,

Vals yapmaya gidiyorlar.

Gözlerim isyan ediyor 89’daki gibi,

Paris’im yanıyor Roma’m yanıyor,

En kötüsü İstanbul’um yanıyor.

Londra’dan bir ses geliyor,

Sakin ol diyor ahmakça.

Nasıl olayım sakin,

Vücudum parçalara ayrılıyor, kırılıyor, yanıyor.

Sanki dünya bana isyan ediyor.

Zaten üstümde varken Atlas’ın sorumluluğu,

Nasıl dayanayım acıya ve aşka.

İnsan soruyor kendine,

Serbestçe sevebilir miyim diye.

Asla diyor yüce Mikail,

Nurdan olsan bile sevemezsin.

Ufuktan doğsan bile,

Lükse giremezsin.

Yalnızlık verir sana güç,

Olmazsa olmazın onlar,

Senin boynundaki kader ve keder.

Diyorum Mikail’e neden ben,

Neden o neden biz neden siz.

Diyor Mikail gülerek,

Nedenini öğrenmek için Kral olmalısın,

Uçurumlara çıkmalı, bana kafa tutmalısın.

Yanındaki serserilere boyun eğmeden,

Gözlerini katlederek kör etmeden,

Zehri sevdiğine bakıp içmeden,

Boynuzlunun kafasını kesmeden,

O sahte atı sevmeden öğrenmelisin.

Londra’dan bir ses geldi yine,

Gitti Mikail aklımdan,

Dökülen mürekkep geri geldi,

Düşen lanetliler ayrıldı yerden,

Ve bana geri geldiler,

İsyan bastırıldı,

Taç yine bana kaldı.

Geride bıraktım Eflatun atkımı,

Döndüm en başa yeniden yeniden yeniden,

Ama bu sefer daha eminim kendimden.

Kaldıracağım yeryüzünün kütlesini.

Kaybetmeyeceğim son şansı.

Ama en önemlisi,

İster nehirdeki su ol,

İster Notr Dame’daki ateş,

İster suçun ve barışın kışı,

Yine de seni bulacağım.

Beraber kaldırırız bu yükü,

Kadın ve erkeğin edebi yükünü,

Sonra da Mikail’e biz güleriz,

Göklere bakıp bakıp.

Ama yine en sonunda,

Her şey bitince,

Mutluluğu getiren yatakta,

Beraber uyuyabiliriz,

Topraktaki beyaz yorganımla.


- Sertaç Bahadır Afşari

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uykusuzluk

Saat gecenin biri ve ben yine uyanığım. Çalışma odamda düşünüyorum. Durmadan yazı yazmak istiyorum. Masanın yanındaki gramafondan hafif, hüzünlü türküler çalıyorken bardağıma yavaş yavaş rakıyı koyuyordum. Benim için alkol artık su gibi ihtiyaçtı. Çünkü beynimi ancak böyle sarhoş edip yavaşlatıyordum. Aksi takdirde uyumam ne mümkün ! Şu an bir şeye karar verdim : Gece adamıyım ben. O kapkaranlık gökyüzünde ufak ufak parlayan yıldızların adamıyım. Ancak geceleri huzur buluyorum. Durmadan düşünüyorum geceleri . Sabahları sadece bir işe odaklanan beynim sanki geceleri özgürlüğünü ilan ediyor. Nasıl iş ben de anlamıyorum ama yapacak bir şey yok ! En azından düşünüyorum ya o da iyi bir şey. Boş gezenin boş kalfası değil benim beynim . Bu yüzden de biraz mutlu ve gururluydum. Dışarıdan sesler geliyordu . Tahminimce dalga sesiydi. Gecenin bu saatinde burada kimse olmazdı. Evet, tahminim doğruymuş ! Dalgaların kıyıya vurma sesiymiş. Ne güzel şey bu doğa ! Anlaması, düşünmesi ve kavraması z...

Senin İçin

Geceler,geceler,geceler... Hepsi benim için, Hepsi senin için, İkimiz için.   Yaratmış Allah'ım   Sadece bizim için. Gecenin her şeyi Gündüzdekiler kadar, Yakışır sana.   Irmağın sesi,   Ayın ışığı,   Gecenin karanlığı. Hepsi senin için ! Nasıl Ay tek başına değilse, Geceleri yıldızlar bağlıysa ona, Ben de sana bağlıyım. Sonsuza dek...   Böyle yaratmış,   Tanrım kalbimi.   Sen tahtta iken, Benim gecelerim de, Gündüzlerim de, Hepsi senin için ! Senin...   Râşid Kemal

Bir Garip Kadıköy İskelesi

Kadıköy iskelesindeki martılar gariptir biraz. Huysuz, akıllı, kurnaz, üşengeçtirler. Aşk,sevgi,mutluluk bürünen insanlarla doludur iskele. Buna rağmen hiçbir martı, İnsanlara benzemez. Aşklar bir gariptir Kadıköy iskelesinde. Ne Paristekilerine benzer ne New Yorktakilerine. Âşıklar sarılır,öper,kucaklaşır. Ayasofyaya doğru aşklarını gösterirler, İstanbul'un sevgilisine. Ayrılıklar da bir gariptir Kadıköy iskelesinde, Denizin iyot kokusu insanı ekşitir. Bir de üstüne ayrılık gelince, İnsanın acıları bütünleşir. Geceler de gündüzler de gariptir, Şu Kadıköy iskelesinde. Gündüzleri çocuk sesleri ve bağırışları, Âşıkların sarılmaları. Geceleri yıkılan insanların bağrışları ve feryatları, Yıldızlar altında sessizlik ve hüzün. Sahilde bira şişeleri ve sigara izmaritleri. İstanbul bir gariptir Kadıköy iskelesinde. Dolmabahçe,Beşiktaş,Sultanahmet... Hepsi Kadıköye özlemle bakar. Bizim yanımızda olsaydın keşke, Diye söylenirler. ...