Akşam gündüze yol verdiğinde,
Mavi kırmızıya döndü
gökyüzünde.
Atlıların seslerini duydu,
Umutla bekleyen köylüler.
Hiçbir tereddütleri yoktu.
Gerekirse en soğukta
bile,
Savaşırlardı senin için,
Canan için toprak için.
Nasıl olsa o nesil,
Asım’ın nesliydi.
Kemal, Mehmet, Ali;
Ayşe, Fatma, Zübeyde,
Hepsinin dilinde 1921’den
kalma,
Tek bir cümle, tek bir
ses ve tek bir yürek,
“Hakkıdır, Hakk’a tapan
milletimin istiklal”.
Tam on dört gün sonra,
Bir tarata haykırışlar ve
ağıtlar,
Diğer tarafta sevinç
çığlıkları ve havalar,
Tam bir kargaşa içindeydi
Ege.
Ancak bu kargaşa umut
getirmişti.
Vatan sevgisiyle
harmanlanmış,
Bozkırın fertlerinin
inandığı umut.
Kızılla boyanmış bir
toprağa bedel,
İstikbalini göklerde gösterecek,
Asla inmeyecek olan bir
umut.
Gökyüzünü karanlıktan
aydınlığa çıkaran,
Zincirlerden kurtulmayı
sağlayan,
Bir umut gelmişti.
Her bir damarında yedi
düveli yenecek,
Güçlü bir örtü yükseldi Anadolu’dan.
Şimdi ister yüz ister bin
yıl geçsin,
Ona selam vermeden uçan
kuşun yuvası bozulur.
Onun gölgesinde ne korku
olur ne keder.
Ey, bu toprakların en
kudretlisi!
Gövdemi siper ederim,
Zarar gelmesin sana diye.
Ant içerim,
Doğduğum andan öleceğim
ana kadar!
Damarlarımdaki asil kanla,
Koruyacağım seni tek
dişli canavarlardan,
Ta ki daha yüksekte açana
kadar!
-Sertaç Bahadır Afşari
Yorumlar
Yorum Gönder