Ana içeriğe atla

Bir Roman Kahramanı (Orhan Veli) şiirinin eleştirisi

 Bir roman kahramanı

Çadırımın üstüne yağmur yağıyor,

Saros körfezinden rüzgâr esiyordu,

Ve ben, bir roman kahramanı,

Ot yatağın içinde,

İkinci dünya harbinde,

Başucumda zeytinyağı yakarak,

Mevzuumu yaşamaya çalışıyordum;

Bir şehirde başlayıp,

Kim bilir nerde,

Kim bilir ne gün bitecek mevzuumu.

(Ülkü,1.1.1945)


Orhan Veli’nin “Bir Roman Kahramanı” şiiri aslında Orhan Veli’nin içinde bulunduğu ruh halini ve günlük yaşayışını anlatıyor gibidir. İlk olarak şiirin İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yazıldığını hem tarihten hem de şiir de geçen İkinci Dünya harbinde” dizesinden anlayabiliriz. Yani şiirdeki belirsizlik hissinde bu tarihi olayın etkileri olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü savaştan sonra ve savaş sırasında dünyada bir umutsuzluk ve belirsizlik havası vardır. Şiirdeki belirsizliği son üç dizede görebiliriz. Orhan Veli, yaşam ve yazı hikâyesinin nerede ve hangi gün başladığını biliyor (doğduğu gün ve şehir) ancak nerede ve ne zaman biteceğini bir türlü kestiremiyor. Ayrıca önceki cümlede bahsettiğim yazı hikâyesini de “Mevzuumu yaşamaya çalışıyorum” dizesinden anlayabiliyoruz. Bana göre Orhan Veli bu şiirde aslında ne durumda olursa olsun hep yazacağını ve yazdıklarında da kendisini ve fikirlerini anlatacağını belirtmektedir. Ve tüm bunların nerede veya ne zaman biteceğini de bilmemesi sadece öldüğünde yazmayı bırakacağını göstermektedir. Şiirin başlığı olan “Bir Roman Kahramanı” aslında Orhan Veli’dir şiirde ve roman da onun yaşamıdır. Şiir serbest ölçüde ve belli bir nazım birimi olmadan yazılmıştır. Şiir içinde çok da olmasa da kafiyeye denk gelmek mümkündür. Dili yalın ve sade olmakla beraber aşırı bir abartma veya söz sanatı da yoktur. 


Belirtmek isterim ki bu eleştiri sadece benim kendi fikirlerimi içermektedir. Asla bir akademik değerlendirme olarak görülmemelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul'u Dinliyorum (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

  İstanbul için yazılmış olan ve herkesin hayatında illa ki bir kere duyduğu bu şiir, yalın bir Türkçeyle yazılmıştır. Dörtlük ve bentler halinde yazılan şiirde her dörtlük ve bendin başında ve sonunda “İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;” dizesi vardır. Bu tekrar bana Orhan Veli’nin şiiri için ilham kaynağının içindeki İstanbul sevgisi ve bu sevgiyi dinlemesi olduğunu hissettiriyor. Ayrıca bu tekrar anlatımı da bana göre güçlendirmektedir. Bazı dizeler arasında kafiye olmasında rağmen tüm şiiri etkileyen bir kafiyeden söze edemeyiz. Şiirde anlatımı etkisini artıran diğer bir unsur ise hislerdir. Burada hisleri sadece duygular olarak değil beş duyu organımızla hissetiklerimiz olarak da kabul etmeliyiz. Bu his durumuna örnek olan bazı dizeler şunlardır: “Önce hafiften bir rüzgar esiyor/ Serin serin Kapalı Çarşı;/.../Dinmiş lodosların uğultusu içinde” . Şiirdeki anlatımı güçlendiren diğer bir unsurlarda çatışmalardır. Şiirde zıt anlam veya duyguyu veren kelimeler beraber kullanı...

Hürriyete Doğru (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

Gözle görülür bir biçimde serbest ölçüyle yazılan ve belirgin bir kafiye dizisi (sadece bazı dizeler arasında kafiye bulunmaktadır.) olmayan bu şiirde belli başlı imgelere rastlamak mümkündür. Ancak imgelerden bahsetmeden önce şiirde büyük ihtimalle ana amacı okuyucunun dikkatini çekmek ve şiirde bir ses yükselişi yaşamak için “ Heeeey! / Ne duruyorsun be, ...” şeklinde  haykırış ifadeleri kullanılmıştır.  Şiirdeki imgelere odaklanırsak asıl imgenin hürriyet olduğunu görürsünüz. Günlük yaşamda da hürriyet kavramı her birey için farklı bir manaya sahiptir. Orhan Veli, kendine göre olan hürriyeti deniz üzerinden anlatmıştır. Ancak buradaki deniz kavramı bildiğimiz su anlamında değil içinde suyun içinde barındırdıkları anlamındadır. Çünkü şiirdeki “Görmüyor musun, her yanda hürriyet; / Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; / Git gidebildiğin yere.” dizelerinden de anlaşılacağı gibi Orhan Veli için hürriyet demek deniz gibi başı sonu belli olmayan bir diyarda istediğin ...

Uykusuzluk

Saat gecenin biri ve ben yine uyanığım. Çalışma odamda düşünüyorum. Durmadan yazı yazmak istiyorum. Masanın yanındaki gramafondan hafif, hüzünlü türküler çalıyorken bardağıma yavaş yavaş rakıyı koyuyordum. Benim için alkol artık su gibi ihtiyaçtı. Çünkü beynimi ancak böyle sarhoş edip yavaşlatıyordum. Aksi takdirde uyumam ne mümkün ! Şu an bir şeye karar verdim : Gece adamıyım ben. O kapkaranlık gökyüzünde ufak ufak parlayan yıldızların adamıyım. Ancak geceleri huzur buluyorum. Durmadan düşünüyorum geceleri . Sabahları sadece bir işe odaklanan beynim sanki geceleri özgürlüğünü ilan ediyor. Nasıl iş ben de anlamıyorum ama yapacak bir şey yok ! En azından düşünüyorum ya o da iyi bir şey. Boş gezenin boş kalfası değil benim beynim . Bu yüzden de biraz mutlu ve gururluydum. Dışarıdan sesler geliyordu . Tahminimce dalga sesiydi. Gecenin bu saatinde burada kimse olmazdı. Evet, tahminim doğruymuş ! Dalgaların kıyıya vurma sesiymiş. Ne güzel şey bu doğa ! Anlaması, düşünmesi ve kavraması z...