Ana içeriğe atla

Kalede Zafer Var!! - Okul Gazetesinde Çıkmış Eski Yazılarımdan

 Siz herhangi bir savaşta futbol oynandığını gördünüz mü? Özellikle de düşmana planları belli etmemek için oynandığını… Ya da İstanbul’un işgal yıllarında sanki bir savaştaymışçasına ciddi oynandığını… İşte Kurtuluş Savaşı yıllarında uzun bir süre savaşan bir milletten çıkan yoksul Türk takımlar, yabancı takımlara karşı yaptı bunları.
1900’lerin başlarında Türk topraklarında yeşeren futbol, uzun süren savaşlara rağmen varlığını sürdürmeye devam etti. Kendini sürekli geliştiren Türk futbolu, Kurtuluş Savaşı’nda da çok önemli bir etkiye sahipti. Ben ise bugün sizlere Kurtuluş Savaşı’nın sonlarına doğru olan ve İstanbul’da gerçekleşmiş olan futbol “savaşı”nın hikâyesini anlatacağım.

Kurtuluş Savaşı’nda elde edilen büyük zaferden sonra İstanbul bir yıl daha işgal altında kalmıştı. İstanbul’u işgal eden İtilaf birliklerinin başında futbol aşkıyla tutuşan General Harrington vardı. O dönemde yabancı takımları yenmesiyle ünlenen Türk takımı da Fenerbahçeydi. Artık İstanbul’dan ayrılma vakti yaklaşan General Harington , Türklerden mağlubiyetlerinin intikamını almak istemişcesine bir futbol maçı düzenler ve kazananın alacağı kupaya da “General Harrington Kupası” der. Taksim Stadı’nda oynanacak olan bu önemli maçın tarihi 23 Haziran 1923’tür. Bu maç için yoğun hazırlık yapan General Harrington, bu maç için düzenlediği bir turnuvada üç tane takımdan en seçkin oyuncularla Cebelitarık ve Mısır’da bulunan İngiliz birliklerindeki en yetenekli dört oyuncuyu bir araya toplamış ve bir takım oluşturmuştu. Takım adeta İngiliz milli takımı gibiydi. Karşılarında da uzun yıllar savaşmış olan bir milletten çıkma bir Türk takımı vardı. Ancak Türk takımları birlik içinde olmuş hatta Galatasaray, Fenerbahçe'ye en iyi oyuncularını vermek istemiş ancak Fenerbahçe kendi oyuncuları ile çıkmak istediğini söylemişti. Böyle birlik ve beraberlik içinde olan Türk takımı ve halkına rağmen kazanmaları İngilizlere göre garantiydi ki öyle de oluyordu. 23 Haziran 1923 günü Taksim Stadı’nda yoğun bir seyirci karşısında oynanan bu maçta ilk yarı İngiliz takımının 1- 0 üstünlüğü ile bitmişti. Ancak ikinci yarıda Zeki Rıza Sporel’in iki golüyle Fenerbahçe o mükemmel futbolculardan oluşan takımı yenmeyi başarmış ve General Harrington Kupası’nı almışlardı. Bu kupa Fenerbahçe'ye General Harrington tarafından verilirken tribünde bulunan Türk halkı mutluluktan havalara uçuyordu. Bu galibiyet milli bir his yaratmış hatta o sırada Lozan’da bulunan İsmet Paşa tarafından Fenerbahçe tebrik edilmişti.

Bize bu güzel anı ve asla vazgeçmeyeceklerini göstererek bizlere büyük bir gurur yaşatan başta Zeki Rıza Sporel olmak üzere Fenerbahçe Spor Kulübüne müteşekkir olmayı kendime bir borç bilir, saygılarımı sunarım.

Sertaç Bahadır Afşari

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul'u Dinliyorum (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

  İstanbul için yazılmış olan ve herkesin hayatında illa ki bir kere duyduğu bu şiir, yalın bir Türkçeyle yazılmıştır. Dörtlük ve bentler halinde yazılan şiirde her dörtlük ve bendin başında ve sonunda “İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;” dizesi vardır. Bu tekrar bana Orhan Veli’nin şiiri için ilham kaynağının içindeki İstanbul sevgisi ve bu sevgiyi dinlemesi olduğunu hissettiriyor. Ayrıca bu tekrar anlatımı da bana göre güçlendirmektedir. Bazı dizeler arasında kafiye olmasında rağmen tüm şiiri etkileyen bir kafiyeden söze edemeyiz. Şiirde anlatımı etkisini artıran diğer bir unsur ise hislerdir. Burada hisleri sadece duygular olarak değil beş duyu organımızla hissetiklerimiz olarak da kabul etmeliyiz. Bu his durumuna örnek olan bazı dizeler şunlardır: “Önce hafiften bir rüzgar esiyor/ Serin serin Kapalı Çarşı;/.../Dinmiş lodosların uğultusu içinde” . Şiirdeki anlatımı güçlendiren diğer bir unsurlarda çatışmalardır. Şiirde zıt anlam veya duyguyu veren kelimeler beraber kullanı...

Uykusuzluk

Saat gecenin biri ve ben yine uyanığım. Çalışma odamda düşünüyorum. Durmadan yazı yazmak istiyorum. Masanın yanındaki gramafondan hafif, hüzünlü türküler çalıyorken bardağıma yavaş yavaş rakıyı koyuyordum. Benim için alkol artık su gibi ihtiyaçtı. Çünkü beynimi ancak böyle sarhoş edip yavaşlatıyordum. Aksi takdirde uyumam ne mümkün ! Şu an bir şeye karar verdim : Gece adamıyım ben. O kapkaranlık gökyüzünde ufak ufak parlayan yıldızların adamıyım. Ancak geceleri huzur buluyorum. Durmadan düşünüyorum geceleri . Sabahları sadece bir işe odaklanan beynim sanki geceleri özgürlüğünü ilan ediyor. Nasıl iş ben de anlamıyorum ama yapacak bir şey yok ! En azından düşünüyorum ya o da iyi bir şey. Boş gezenin boş kalfası değil benim beynim . Bu yüzden de biraz mutlu ve gururluydum. Dışarıdan sesler geliyordu . Tahminimce dalga sesiydi. Gecenin bu saatinde burada kimse olmazdı. Evet, tahminim doğruymuş ! Dalgaların kıyıya vurma sesiymiş. Ne güzel şey bu doğa ! Anlaması, düşünmesi ve kavraması z...

Senin İçin

Geceler,geceler,geceler... Hepsi benim için, Hepsi senin için, İkimiz için.   Yaratmış Allah'ım   Sadece bizim için. Gecenin her şeyi Gündüzdekiler kadar, Yakışır sana.   Irmağın sesi,   Ayın ışığı,   Gecenin karanlığı. Hepsi senin için ! Nasıl Ay tek başına değilse, Geceleri yıldızlar bağlıysa ona, Ben de sana bağlıyım. Sonsuza dek...   Böyle yaratmış,   Tanrım kalbimi.   Sen tahtta iken, Benim gecelerim de, Gündüzlerim de, Hepsi senin için ! Senin...   Râşid Kemal