Ana içeriğe atla

İstanbul'u Dinliyorum (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

 İstanbul için yazılmış olan ve herkesin hayatında illa ki bir kere duyduğu bu şiir, yalın bir Türkçeyle yazılmıştır. Dörtlük ve bentler halinde yazılan şiirde her dörtlük ve bendin başında ve sonunda “İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;” dizesi vardır. Bu tekrar bana Orhan Veli’nin şiiri için ilham kaynağının içindeki İstanbul sevgisi ve bu sevgiyi dinlemesi olduğunu hissettiriyor. Ayrıca bu tekrar anlatımı da bana göre güçlendirmektedir. Bazı dizeler arasında kafiye olmasında rağmen tüm şiiri etkileyen bir kafiyeden söze edemeyiz. Şiirde anlatımı etkisini artıran diğer bir unsur ise hislerdir. Burada hisleri sadece duygular olarak değil beş duyu organımızla hissetiklerimiz olarak da kabul etmeliyiz. Bu his durumuna örnek olan bazı dizeler şunlardır: “Önce hafiften bir rüzgar esiyor/ Serin serin Kapalı Çarşı;/.../Dinmiş lodosların uğultusu içinde”.


Şiirdeki anlatımı güçlendiren diğer bir unsurlarda çatışmalardır. Şiirde zıt anlam veya duyguyu veren kelimeler beraber kullanılmıştır. Örneğin “ Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları” dizesinde hem baharla beraber gelen güzel kokuları ve rüzgarı anlatırken bir anda pek de hoş olmayan ter kokusuna bir dönüş yapılmıştır. Başka bir örnek olarak her dizenin başında ve sonunda tekrarlanan “İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı” cümlesi ile şiirdeki “Bir şey düşüyor elinden yere;” dizesi ve benzeri dizelerde olan çatışmayı örnek verebiliriz çünkü şairimiz gözleri kapalı bir şekilde yere düşen bir gülü görebilmektedir. Ancak emin bir şekilde diyebiliriz ki şiirde görme duyusu doğal olarak duyma ve koklama duyularından daha az kullanılmıştır ve bunun nedeni de şairimizin gözlerinin kapalı olmasıdır diyebiliriz. Son çatışma örneğini de şu ikiz dizeden verebiliriz: “Alnın sıcak mı değil mi, biliyorum; / Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;”. Bu iki dizede  şair hem bir soru sormuştur hem de cevabını bildiğini söylemiştir. Bu da bir dize boyunca bir durum çatışması yaratmıştır.


Ben şahsen İstanbul’u ve İstanbul’da yaşamayı seven biri olarak bu şiiri çok seviyorum. Çünkü bana göre bu şiir İstanbul’a, onun karmaşasına, heyecanına, tutkusuna bir ayna tutuyor. Sanki gözlerim kapalı şekilde bir balkonda veya denizin kıyısında bulunan bir bankta oturmuş ve gözlerimi kapatıp İstanbul’u hayal ediyormuşum hissi veriyor. Tüm bunları hissetmemin nedeni de Orhan Veli’nin yeteneğinin yanı sıra kullandığı anlatımı güçlendiren ögeler ve araya hafif hafif kattığı çatışmalardır.



Şiire ulaşmak için tıklayınız.


Belirtmek isterim ki bu eleştiri sadece benim kendi fikirlerimi içermektedir. Asla bir akademik değerlendirme olarak görülmemelidir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hürriyete Doğru (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

Gözle görülür bir biçimde serbest ölçüyle yazılan ve belirgin bir kafiye dizisi (sadece bazı dizeler arasında kafiye bulunmaktadır.) olmayan bu şiirde belli başlı imgelere rastlamak mümkündür. Ancak imgelerden bahsetmeden önce şiirde büyük ihtimalle ana amacı okuyucunun dikkatini çekmek ve şiirde bir ses yükselişi yaşamak için “ Heeeey! / Ne duruyorsun be, ...” şeklinde  haykırış ifadeleri kullanılmıştır.  Şiirdeki imgelere odaklanırsak asıl imgenin hürriyet olduğunu görürsünüz. Günlük yaşamda da hürriyet kavramı her birey için farklı bir manaya sahiptir. Orhan Veli, kendine göre olan hürriyeti deniz üzerinden anlatmıştır. Ancak buradaki deniz kavramı bildiğimiz su anlamında değil içinde suyun içinde barındırdıkları anlamındadır. Çünkü şiirdeki “Görmüyor musun, her yanda hürriyet; / Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; / Git gidebildiğin yere.” dizelerinden de anlaşılacağı gibi Orhan Veli için hürriyet demek deniz gibi başı sonu belli olmayan bir diyarda istediğin ...

Bir Saatlik Öykü'nün Bir Sayfalık Analizi

Bir saatlik öykü, Kate Chopin’in kısa öyküsüdür. Öykünün ana karakteri olan Bayan Mallard kalp hastasıdır. Bir gün bir demiryolu faciası olur ve Bayan Mallard’ın eşi Brently Mallard’da o trendedir. Bay Mallard’ın arkadaşı Richards bu faciayı ve Bay Mallard’ın kayıp olduğu haberini alır. Bu haberden net olmak için haberi teyit eder ve teyidi alır almaz Bayan Mallard’a belirtmek için Mallardların evine gider. Bayan Mallard kalp hastası olduğu için ölüm haberini yavaşça kardeşi Josephine söyler. Bayan Mallard haberi duyunca yıkılır ve odasında bulunan bir koltuğa oturur. Dışarıyı izler. Ona bir şeyin yaklaştığını bilir ama yaklaşanı adlandıramaz. Başta içinde bir korkuyla karışık heyecan olsa da yavaş yavaş mutlu olmaya başlar. Ağzından “Artık ruhen ve bedenen özgürüm!” cümlesi dökülür. Artık bir erkeğe bağlı değildir ve sadece kendisi için yaşayacağını düşünmektedir. Ancak bu mutluluk uzun sürmez. Bayan Mallard ölür. Tam ölürken de aslında ölmüş olarak bilinen Bay Mallard, aslında halen ...