Ana içeriğe atla

Son Sesleniş

Esrarlı gözlerinde bir şehir görüyorum,

Hafif hüzünle dolu sokakları.

Zamanın yorgunluğunu üstlenmiş,

Yıllanmış şarap tadında bir his veren,

Bir şehir görüyorum ne uzakta ne de yakında.


Zamanın hızına yetişemeyen bir saat gibi,

Arada bozuluyor mutluluk insanda.

Ufak taşların doldurduğu sahilde,

Yürüyorlar en büyük düşmanları zamanın,

Yıllar geçtikçe buruşan tenleriyle,

Çirkinlik katan varlıklar süslüyor sokakları.

Ne uzakta ne de yakında olan şehirde.


Hayvanlar avlanıyor iyot kokulu sularda,

Bir döngü içinde hareket ediyorlar.

Yaşamlarının yorgunluğu yok adeta.

Sefiller gibi değiler ve olamazlar,

Ta ki düzeni bozana kadar,

Saati bozuk dünyada.


Keskin bir koku yayılıyor sokaklardan,

Acı bir sesle bütünleşiyor yavaşça,

Bir zümrütün eskimesi ve hatta lanetlenmesi gibi.

Lanetlenmiş bir şehir görüyorum.

Zamanla mücadele etmiş ve kaybetmiş,

Şimdi ise yalnızlıkla beraber bir adada,

Yamyamlarla kalmak zorunda.


Ey şehir, duy sesimi! 

Senin ızdırabın bizi incitiyor,

Gecenin parlak güzelliğini kapatıyor efkarın.

Gündüzün uyanmaz sersemliğini veriyor insana,

Güçsüzlüğünü belli eden küçük şeytan.

Nedensizce ölüyorum,

Nefesim daralıyor yavaşça.


Son sözümü nasihat yap,

Benden daha çok zamanla dans eden şehir.

Esrarlı gözlerime sebep olan o vahsetini,

Kıskançlığını ve güzelliğini bırak kenara.

Korkma yamyamlardan, onlar geçici,

Sen ise kalıcısın kara dünyada.

Ama bırakmazsan hüznü ve aşkı,

Suların kurur zorunlu hizmetinde,

Toprağın sulanır kırmızı kanla,

Şiddetli sallanmayla.


Lütfen şehir yıpratma kendini,

Bizim zamanla savaşımız bitecek yakında,

Ve ben, senin kıymetli yamyam dostun,

Yakında gideceğim başka diyarlara

Sana emanet ettiklerimle tekrar buluşuncaya kadar.




 Sertaç Bahadır Afşari








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul'u Dinliyorum (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

  İstanbul için yazılmış olan ve herkesin hayatında illa ki bir kere duyduğu bu şiir, yalın bir Türkçeyle yazılmıştır. Dörtlük ve bentler halinde yazılan şiirde her dörtlük ve bendin başında ve sonunda “İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;” dizesi vardır. Bu tekrar bana Orhan Veli’nin şiiri için ilham kaynağının içindeki İstanbul sevgisi ve bu sevgiyi dinlemesi olduğunu hissettiriyor. Ayrıca bu tekrar anlatımı da bana göre güçlendirmektedir. Bazı dizeler arasında kafiye olmasında rağmen tüm şiiri etkileyen bir kafiyeden söze edemeyiz. Şiirde anlatımı etkisini artıran diğer bir unsur ise hislerdir. Burada hisleri sadece duygular olarak değil beş duyu organımızla hissetiklerimiz olarak da kabul etmeliyiz. Bu his durumuna örnek olan bazı dizeler şunlardır: “Önce hafiften bir rüzgar esiyor/ Serin serin Kapalı Çarşı;/.../Dinmiş lodosların uğultusu içinde” . Şiirdeki anlatımı güçlendiren diğer bir unsurlarda çatışmalardır. Şiirde zıt anlam veya duyguyu veren kelimeler beraber kullanı...

Hürriyete Doğru (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

Gözle görülür bir biçimde serbest ölçüyle yazılan ve belirgin bir kafiye dizisi (sadece bazı dizeler arasında kafiye bulunmaktadır.) olmayan bu şiirde belli başlı imgelere rastlamak mümkündür. Ancak imgelerden bahsetmeden önce şiirde büyük ihtimalle ana amacı okuyucunun dikkatini çekmek ve şiirde bir ses yükselişi yaşamak için “ Heeeey! / Ne duruyorsun be, ...” şeklinde  haykırış ifadeleri kullanılmıştır.  Şiirdeki imgelere odaklanırsak asıl imgenin hürriyet olduğunu görürsünüz. Günlük yaşamda da hürriyet kavramı her birey için farklı bir manaya sahiptir. Orhan Veli, kendine göre olan hürriyeti deniz üzerinden anlatmıştır. Ancak buradaki deniz kavramı bildiğimiz su anlamında değil içinde suyun içinde barındırdıkları anlamındadır. Çünkü şiirdeki “Görmüyor musun, her yanda hürriyet; / Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; / Git gidebildiğin yere.” dizelerinden de anlaşılacağı gibi Orhan Veli için hürriyet demek deniz gibi başı sonu belli olmayan bir diyarda istediğin ...

Uykusuzluk

Saat gecenin biri ve ben yine uyanığım. Çalışma odamda düşünüyorum. Durmadan yazı yazmak istiyorum. Masanın yanındaki gramafondan hafif, hüzünlü türküler çalıyorken bardağıma yavaş yavaş rakıyı koyuyordum. Benim için alkol artık su gibi ihtiyaçtı. Çünkü beynimi ancak böyle sarhoş edip yavaşlatıyordum. Aksi takdirde uyumam ne mümkün ! Şu an bir şeye karar verdim : Gece adamıyım ben. O kapkaranlık gökyüzünde ufak ufak parlayan yıldızların adamıyım. Ancak geceleri huzur buluyorum. Durmadan düşünüyorum geceleri . Sabahları sadece bir işe odaklanan beynim sanki geceleri özgürlüğünü ilan ediyor. Nasıl iş ben de anlamıyorum ama yapacak bir şey yok ! En azından düşünüyorum ya o da iyi bir şey. Boş gezenin boş kalfası değil benim beynim . Bu yüzden de biraz mutlu ve gururluydum. Dışarıdan sesler geliyordu . Tahminimce dalga sesiydi. Gecenin bu saatinde burada kimse olmazdı. Evet, tahminim doğruymuş ! Dalgaların kıyıya vurma sesiymiş. Ne güzel şey bu doğa ! Anlaması, düşünmesi ve kavraması z...