Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Vazgeçiyorum

Karanlık içinde bir gölgeyim adeta, Gözükmem o kadar imkansız ki, Keman tellerinde kaybolan notalar bile Daha bellidir şeytanın elinde. Ufak ufak sesler çıkıyor, Hafifçe bir ışık süzmesi, İçeriye dalıyor ikili takım. Ta ki gözlerimi kapayıncaya dek. Son ritüelimdir bu, Bırakmam gerekiyor düşünmeyi, Çünkü zarar veriyor bedenime, Kalbime ve aşkıma ve hatta kaderime. O yüzdendir ki son yazım olsun istiyorum. Ama nasıl keman sesi gitmiyorsa bu diyardan, Benim yazılarımda gitmeyeceğinden, Vazgeçiyorum ve yazıyorum, Aklımdan geçenleri.  - Sertaç Bahadır Afşari

Bir Garip Hikmetli Mektup

  Dalgaların birbiriyle ağır mücadele verdiği yerde, Bir fani gelir Dünya'nın karmaşasının içine. Soğuk ile sıcağı, ölüm ile yaşamı tatmış ve tadacak olan, Dünya on kere de dönse özgürce etrafında uçamayacak, Bir insan kulu geldi Dünyaya. Hafifçe dalgalanan bayrağın altında, Duvarları, Uludağ'a ulaşan bir kalede, İlim, irfan ve sanat doğdu bir faninin içinde. Ama bu doğum, her zamanki gibi, ölümü de getirdi. Hak, adalet, eşitlik ve en önemlisi, Umudun ölümü oldu çorak topraklarda. Yıllar geçtikçe kış geldi faninin yüzüne, Buruşmuş hatları arasında kar tanecikleri, Dolaşıyor istemsizce. Yüzü kızarıyor soğuktan fikirleri, düşünceleri gibi, Ölümün pençeleri yavaştan okşuyor kar beyazı saçlarını. Ama faninin gözlerinde her şeye rağmen, Aynı zeytin fidanları gibi bir çocuksuluk, Topraktaki karınca gibi bir azim, Ve de çocukların geleceği gibi bi umut var hala. Ama dostlar unutmayın, Dünyadaki karanlıkla umudun savaşına karşı, Haksız ile haklının mücadelesine karşı, Benim, sizin ve o...

Perdenin Ardı

Perdelerimin ardında, Güneş doğuyor ufaktan. Bir grup fani yürüyor,  Sırayla, adetle, uyumla. Perde kapanıyor umutsuzlukla. Bir yoğunluk var hissediyorum, Çoraklardan gelen bir endişe. Ateşler içinde kara toprak, Tıka basa marketler, pazarlar, Ama kime göre neye göre. Perdelerimizi açmak verir, Ölüm gibi korku hissini. Donsuz ama zengin kral, Kapımıza gelecekmiş gibi de, Gülünç ve tuhaftır. Perdenin kokusunu alır, Sevdalımın al defteri. Şarkılar bir bütün olur, Perdemin etrafında sırayla. Hissediyorum olacak hissediyorum, Al yanaklı sevgilim varacak, Çorak, kara topraklarıma. Ve zengin, donsuz kralım, egom, Ve onun samimi olan arkadaşları, akıl ve göz, Teslim olacak sonunda, Al kalbimizden çıkacak, Bir hareketle. Kaybettiğini anladığı vakit, Elinden geleni ardına koymayacak.  Ve ayrıca, Başlayacak nabzı, Hızlı hızlı atmaya. Ama eninde sonunda, O perde açılacak, Tüm seyirciler gülecek, Onların, Donsuz Kral ve arkadaşlarının, Komik ama acınası yüzlerine.  Bizdeki korku ve a...

Bahar

Bahar insanın doğumu gibidir. Sanki yeni bir ruh girmiştir, Yorulan ve dökülen bedenlerimize. Bahar ateş demektir. İnsanın ruhunu yüceltir.*   - Sertaç Bahadır Afşari *Şiirin orijinalinde " yüceltir" yerine " yükseltir"  yazmaktadır.

İstanbul'u Dinliyorum (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

  İstanbul için yazılmış olan ve herkesin hayatında illa ki bir kere duyduğu bu şiir, yalın bir Türkçeyle yazılmıştır. Dörtlük ve bentler halinde yazılan şiirde her dörtlük ve bendin başında ve sonunda “İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;” dizesi vardır. Bu tekrar bana Orhan Veli’nin şiiri için ilham kaynağının içindeki İstanbul sevgisi ve bu sevgiyi dinlemesi olduğunu hissettiriyor. Ayrıca bu tekrar anlatımı da bana göre güçlendirmektedir. Bazı dizeler arasında kafiye olmasında rağmen tüm şiiri etkileyen bir kafiyeden söze edemeyiz. Şiirde anlatımı etkisini artıran diğer bir unsur ise hislerdir. Burada hisleri sadece duygular olarak değil beş duyu organımızla hissetiklerimiz olarak da kabul etmeliyiz. Bu his durumuna örnek olan bazı dizeler şunlardır: “Önce hafiften bir rüzgar esiyor/ Serin serin Kapalı Çarşı;/.../Dinmiş lodosların uğultusu içinde” . Şiirdeki anlatımı güçlendiren diğer bir unsurlarda çatışmalardır. Şiirde zıt anlam veya duyguyu veren kelimeler beraber kullanı...

Hürriyete Doğru (Orhan Veli Kanık) Şiirinin Eleştirisi

Gözle görülür bir biçimde serbest ölçüyle yazılan ve belirgin bir kafiye dizisi (sadece bazı dizeler arasında kafiye bulunmaktadır.) olmayan bu şiirde belli başlı imgelere rastlamak mümkündür. Ancak imgelerden bahsetmeden önce şiirde büyük ihtimalle ana amacı okuyucunun dikkatini çekmek ve şiirde bir ses yükselişi yaşamak için “ Heeeey! / Ne duruyorsun be, ...” şeklinde  haykırış ifadeleri kullanılmıştır.  Şiirdeki imgelere odaklanırsak asıl imgenin hürriyet olduğunu görürsünüz. Günlük yaşamda da hürriyet kavramı her birey için farklı bir manaya sahiptir. Orhan Veli, kendine göre olan hürriyeti deniz üzerinden anlatmıştır. Ancak buradaki deniz kavramı bildiğimiz su anlamında değil içinde suyun içinde barındırdıkları anlamındadır. Çünkü şiirdeki “Görmüyor musun, her yanda hürriyet; / Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; / Git gidebildiğin yere.” dizelerinden de anlaşılacağı gibi Orhan Veli için hürriyet demek deniz gibi başı sonu belli olmayan bir diyarda istediğin ...